Boşanmada Mal Paylaşımı 2026: Mal Rejimi, Edinilmiş Mallar ve Katılma Alacağı
Boşanma yalnızca evlilik birliğinin sona ermesi anlamına gelmez. Evlilik süresince edinilen malvarlığı değerlerinin hukuki durumunun belirlenmesi de boşanmanın en önemli mali sonuçlarından biridir.
Bu noktada “mal rejimi”, “mal rejiminin tasfiyesi”, “edinilmiş mal”, “kişisel mal”, “katılma alacağı” ve “değer artış payı” gibi kavramlarla karşılaşılır.
Günlük dilde bunların tamamı çoğu zaman “boşanmada mal paylaşımı” olarak ifade edilse de hukuken her kavramın farklı bir anlamı bulunmaktadır.
Mal Rejimi Nedir?
Mal rejimi, eşlerin evlilik süresince sahip oldukları malvarlığı değerlerinin birbirleriyle olan hukuki ilişkisini ve evliliğin sona ermesi hâlinde bu malvarlığının nasıl tasfiye edileceğini belirleyen kurallar bütünüdür.
Başka bir ifadeyle mal rejimi; eşlerin ev, araç, banka hesabı, yatırım, şirket hissesi ve diğer malvarlığı değerleri üzerindeki mali ilişkilerinin hangi esaslara tabi olacağını belirler.
Türk Medeni Kanunu'nda dört farklı mal rejimi öngörülmüştür:
- edinilmiş mallara katılma,
- mal ayrılığı,
- paylaşmalı mal ayrılığı,
- mal ortaklığı.
Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Bu nedenle Türkiye'deki boşanma davalarında mal paylaşımına ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir bölümünde edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi gündeme gelmektedir.
Mal Rejiminin Tasfiyesi Ne Demektir?
Mal rejiminin tasfiyesi, eşler arasındaki mal rejimi sona erdikten sonra hangi malların kişisel mal, hangilerinin edinilmiş mal olduğunun belirlenmesi ve eşlerin birbirlerinden doğan mali hak ve alacaklarının hesaplanması sürecidir.
Boşanma nedeniyle mal rejiminin tasfiyesinde yalnızca mevcut malların listelenmesi yeterli değildir.
Tasfiye sırasında somut olayın özelliklerine göre;
malların edinim tarihleri, finansman kaynakları, kişisel maldan yapılan katkılar, kredi borçları, eşler arasındaki para transferleri, malvarlığından yapılan devirler, eklenecek değerler ve denkleştirme kalemleri incelenebilir.
Bu hesaplama sonucunda katılma alacağı, değer artış payı alacağı veya somut olayın özelliklerine göre başka mal rejimi alacakları ortaya çıkabilir.
Boşanmada Mal Paylaşımı Ne Demektir?
Halk arasında kullanılan “boşanmada mal paylaşımı” ifadesi, hukuken çoğunlukla mal rejiminin tasfiyesini ifade eder.
Ancak burada önemli bir yanlış anlaşılma vardır:
Boşanma hâlinde evlilik sırasında edinilen bütün mallar otomatik olarak eşler arasında ikiye bölünmez.
Örneğin eşlerden biri adına kayıtlı bir evin tapusunun yarısı boşanmayla birlikte kendiliğinden diğer eşe geçmez. Edinilmiş mallara katılma rejiminde çoğu zaman söz konusu olan, malın mülkiyetinin paylaşılmasından ziyade mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan bir alacak hakkıdır.
Bu nedenle günlük dilde “mal paylaşımı” denilse de hukuken yapılması gereken işlem, öncelikle malın niteliğinin ve eşlerin tasfiye sonucunda birbirlerinden olan alacaklarının belirlenmesidir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, 1 Ocak 2002'den itibaren eşler başka bir mal rejimi seçmemişse uygulanan yasal mal rejimidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 218. maddesine göre bu rejim, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.
Sistemin temelinde her eşin kişisel mallarını koruması; buna karşılık mal rejimi devam ederken edinilmiş mallar bakımından, rejim sona erdiğinde kanunda öngörülen esaslar çerçevesinde diğer eşin katılma alacağı elde edebilmesi bulunmaktadır.
Bu nedenle boşanmada mal paylaşımı yapılırken cevaplanması gereken ilk sorulardan biri şudur:
- Uyuşmazlığa konu mal edinilmiş mal mı, yoksa kişisel mal mı?
İkinci önemli soru ise;
- Bu mal ne zaman ve hangi kaynak kullanılarak edinildi?
Tapunun, aracın veya banka hesabının yalnızca eşlerden birinin adına olması önemli olmakla birlikte, mal rejiminden kaynaklanan hakların belirlenmesinde tek başına yeterli değildir.
Boşanmada Mal Rejimi Neden Önemlidir?
Boşanma davasında nafaka, velayet ve tazminat ile mal rejiminden kaynaklanan talepler birbirinden farklı hukuki konulardır.
Bir eşin boşanma davasında haklı veya kusursuz olması, kendiliğinden bütün malların kendisine verilmesini sağlamadığı gibi; bir malın yalnızca diğer eş adına kayıtlı olması da her durumda o mal üzerinde hiçbir hak ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez.
Örneğin;
“Ev eşimin üzerine, boşanmada hakkım var mı?”, “Evlilikte alınan mallar yarı yarıya mı paylaşılır?”, “Miras kalan ev paylaşılır mı?”, “Evlilikten önce alınan evde hakkım var mı?”, “Eşim boşanmadan önce malları başkasına devrederse ne olur?”
sorularının her birinin cevabı mal rejimi hükümleri çerçevesinde farklılık gösterebilir.
Bu nedenle boşanmada mal paylaşımını değerlendirirken yalnızca “Mal kimin adına?” sorusuna değil;
“Mal ne zaman edinildi, hangi kaynakla alındı ve hangi mal rejimine tabi?”
sorularına birlikte cevap verilmesi gerekir.
Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Mal rejiminin tasfiyesinde ilk aşamalardan biri eşlerin malvarlığı değerlerinin belirlenmesi ve bunların edinilmiş mal veya kişisel mal olarak ayrıştırılmasıdır.
Daha sonra edinilmiş mallara ilişkin borçlar, kişisel ve edinilmiş mallar arasındaki denkleştirmeler, varsa diğer eşin katkıları ve kanunda öngörülen eklenecek değerler değerlendirilerek tasfiye hesabı yapılır.
Bu nedenle boşanmada bütün mallar tek bir havuza konularak basitçe ikiye bölünmez.
Özellikle taşınmaz, krediyle alınmış konut, şirket hissesi, banka ve yatırım hesapları, miras veya aileden gelen para ile edinilmiş malvarlığı ve boşanma öncesinde üçüncü kişilere devredilen malların bulunduğu dosyalarda hesaplama daha teknik hâle gelebilir.
Bu temel kavramların ardından, boşanmada hangi malların paylaşıma girdiğini ve hangi malların kişisel mal olarak kaldığını ayrı ayrı incelemek gerekir.
Evlilikte Alınan Mallar Her Zaman Yarı Yarıya mı Paylaşılır?
Hayır.
Halk arasında kullanılan “Evlilikte alınan her şey yarı yarıya paylaşılır.” ifadesi hukuki sistemi tam olarak karşılamaz.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eş, eşinin adına kayıtlı evin, arabanın veya başka bir malın otomatik olarak %50 oranında maliki hâline gelmez.
Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesine göre kural olarak;
“Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.”
Dolayısıyla sistem esas olarak katılma alacağı üzerinden işler.
Tasfiye sırasında edinilmiş mallar, bu mallara ilişkin borçlar, eklenecek değerler ve denkleştirme gibi kalemler değerlendirilerek artık değer hesaplanır. Diğer eş kural olarak bu artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Bu nedenle “Evin yarısı doğrudan benim olur.” düşüncesi ile “Tapu eşimin adına olduğu için hiçbir hakkım yok.” düşüncesi aynı ölçüde yanıltıcı olabilir.
## Edinilmiş Mal Nedir?
Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesine göre edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince emeğini vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Kanunda özellikle;
- çalışmanın karşılığı olan edinimler,
- sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler,
- çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
- kişisel malların gelirleri,
- edinilmiş malların yerine geçen değerler
edinilmiş mallar arasında sayılmıştır.
Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre evlilik süresince maaş ve çalışma gelirleriyle alınan ev, arsa, araç, banka birikimi, yatırım hesabı veya diğer malvarlığı değerleri edinilmiş mal niteliğinde olabilir.
## Katılma Alacağı Nedir?
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonucunda ortaya çıkan temel alacaklardan biridir.
Basitleştirilmiş şekilde ifade etmek gerekirse, eşlerin edinilmiş malları ve bunlara ilişkin borçlar değerlendirilerek artık değer hesaplanır ve diğer eş kural olarak bu artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur.
Ancak gerçek bir mal rejimi tasfiyesinde hesaplama bundan daha ayrıntılı olabilir.
Malın kişisel ve edinilmiş mal bölümleri, borçlar, denkleştirme, eklenecek değerler ve varsa diğer eşin katkıları ayrı ayrı incelenebilir.
Bu nedenle özellikle birden fazla taşınmaz, şirket hissesi veya yüksek tutarlı finansal varlık bulunan dosyalarda mal rejimi hesabı teknik bir çalışma gerektirebilir.
Değer Artış Payı Alacağı Nedir?
Katılma alacağı ile değer artış payı alacağı aynı şey değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesine göre eşlerden biri diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç veya uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı bakımından katkısı oranında alacak hakkına sahip olabilir.
Örneğin eşlerden birinin kişisel malı olan bir taşınmazın satın alınmasına veya önemli ölçüde iyileştirilmesine diğer eşin kendi malvarlığından yaptığı katkı, somut olayın özelliklerine göre değer artış payı alacağı doğurabilir.
Dolayısıyla bir malın kişisel mal olması, diğer eşin o mala ilişkin hiçbir parasal talepte bulunamayacağı anlamına gelmez.
Ev Eşimin Üzerine Kayıtlıysa Boşanmada Hakkım Var mı?
Evet, koşulları varsa olabilir.
Bir taşınmazın yalnızca eşlerden birinin adına tapuda kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Örneğin evlilik devam ederken çalışma gelirleriyle alınmış bir ev yalnızca eşlerden biri adına tescil edilmiş olabilir. Taşınmazın edinilmiş mal niteliğinde olması hâlinde diğer eşin katılma alacağı gündeme gelebilir.
Bu noktada tapu kaydından ziyade taşınmazın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği önem taşır.
Dolayısıyla;
“Tapu onun adına, benim hiçbir hakkım yok.”
şeklinde
düşünerek hak aramaktan vazgeçilmemelidir.
## Hangi Mallar Boşanmada Paylaşıma Girmez?
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesinde kanun gereğince kişisel mal sayılan değerler düzenlenmiştir.
Buna göre özellikle;
- eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
- mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan mallar,
- miras yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri,
- bağış gibi karşılıksız kazanımlar,
- manevi tazminat alacakları,
- kişisel malların yerine geçen değerler
kişisel mal niteliğindedir.
Kişisel mallar, edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı hesabına edinilmiş mallarla aynı şekilde dahil edilmez.
Evlilikten Önce Alınan Ev Boşanmada Paylaşılır mı?
Kural olarak evlilikten önce eşlerden birinin mülkiyetinde bulunan mal kişisel maldır.
Örneğin kişi evlenmeden önce tamamen bedelini ödeyerek bir konut satın almışsa, evlilik gerçekleştikten sonra bu taşınmaz sırf evlilik nedeniyle edinilmiş mala dönüşmez.
Ancak taşınmazın krediyle alınmış olması, kredi ödemelerinin evlilik döneminde devam etmesi veya diğer eşin taşınmaza mali katkıda bulunması hâlinde ayrıca değerlendirilmesi gereken alacaklar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle yalnızca tapunun edinim tarihine bakılması her olayda yeterli olmayabilir.
Miras Kalan Mal Boşanmada Paylaşılır mı?
Kural olarak hayır.
Evlilik devam ederken eşlerden birine miras yoluyla geçen malvarlığı değerleri kişisel maldır.
Örneğin evlilik sırasında babasından bir daire miras kalan eş bakımından, söz konusu dairenin evlilik sırasında edinilmiş olması onu edinilmiş mal hâline getirmez.
Ancak burada önemli ve çoğu zaman gözden kaçan bir ayrım bulunmaktadır:
Kişisel malın kendisi ile kişisel maldan elde edilen gelir aynı şey değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesi uyarınca kişisel malların gelirleri kural olarak edinilmiş maldır.
Dolayısıyla miras kalan evin kendisi kişisel mal olabilirken, mal rejimi devam ederken bu evden elde edilen kira gelirlerinin hukuki niteliği farklı olabilir.
Aileden Gelen Parayla Alınan Ev Paylaşılır mı?
Bu soru özellikle uygulamada ciddi ispat uyuşmazlıklarına neden olabilir.
Evlilik sırasında satın alınan bir taşınmazın bedelinin tamamı veya bir bölümü eşlerden birinin ailesi tarafından karşılanmış olabilir.
Aile tarafından verilen paranın bağış niteliğinde olup olmadığı, kime verildiği, banka hareketleri, para transferleri ve taşınmaz bedelinin hangi kaynaklardan karşılandığı malın hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin eşlerden birine kişisel olarak bağışlanan paranın kullanılması ile eşlerin çalışma gelirlerinden yapılan ödeme aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.
Bu nedenle “Evlilik sırasında alındı, kesin yarısı benim.” sonucuna yalnızca satın alma tarihinden hareketle ulaşmak doğru değildir.
Kişisel Mal Olduğunu Kim İspatlamak Zorundadır?
Türk Medeni Kanunu'nun 222. maddesi önemli bir ispat kuralı içermektedir.
Kanuna göre;
“Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.”
Dolayısıyla bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eşin, kural olarak bu iddiasını ispatlaması gerekir.
Özellikle yüksek değerli taşınmazların finansmanında banka dekontları, kredi kayıtları, satış sözleşmeleri, miras belgeleri, para transferleri ve diğer mali kayıtlar büyük önem taşıyabilir.
Krediyle Alınan Ev Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
Krediyle edinilen taşınmazlarda hesaplama daha teknik olabilir.
Örneğin;
- evin ne zaman satın alındığı,
- peşinatın hangi kaynaktan karşılandığı,
- kredinin hangi tarihte çekildiği,
- taksitlerin ne kadarının evlilik içinde ödendiği,
- ödemelerin kişisel maldan mı edinilmiş maldan mı yapıldığı,
- boşanma davası açıldığı tarihte kalan kredi borcu
değerlendirmede önem taşıyabilir.
Bu nedenle krediyle alınan bir ev bakımından yalnızca “Tapu evlilik sırasında alındı.” veya “Kredi benim maaşımdan ödendi.” denilerek doğru tasfiye hesabına ulaşılması mümkün olmayabilir.
Eşim Çalışmadıysa Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?
Evet.
Edinilmiş mallara katılma rejimindeki katılma alacağı için diğer eşin malın satın alınmasına doğrudan para vermiş olması şart değildir.
Örneğin evlilik süresince çalışmayan, ev ve çocukların bakımını üstlenen eş, yalnızca taşınmazın bedelini kendi maaşından ödemediği gerekçesiyle edinilmiş mallara ilişkin katılma alacağı hakkını kaybetmez.
Bu nokta, katılma alacağı ile değer artış payı alacağının birbirine karıştırılmaması bakımından özellikle önemlidir.
2002'den Önce Evlenenlerde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Bu konu mal paylaşımında en sık karıştırılan hususlardan biridir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu tarihten önce evlenen eşler bakımından, eşler kanunda öngörülen süre içerisinde başka bir mal rejimi seçmemişlerse, kural olarak;
1 Ocak 2002'ye kadar olan dönem bakımından eski mal ayrılığı rejimi, 1 Ocak 2002'den sonraki dönem bakımından ise edinilmiş mallara katılma rejimi dikkate alınır.
Dolayısıyla 1995 yılında evlenen bir çiftin 1998 yılında edindiği taşınmaz ile 2010 yılında edindiği taşınmaz aynı hukuki esaslara göre değerlendirilmez.
### 2002'den Önce Alınan Evde Diğer Eşin Hakkı Var mı?
Eski mal ayrılığı rejiminde, bugün uygulanan edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi artık değerin yarısı üzerinden otomatik bir katılma alacağı sistemi bulunmamaktadır.
Ancak bu durum, diğer eşin hiçbir koşulda hak ileri süremeyeceği anlamına gelmez.
Diğer eşin söz konusu malın edinilmesine yaptığı katkının niteliğine göre katkı payı alacağı gündeme gelebilir.
Bu nedenle;
“Ev 2002'den önce alınmış, benim hiçbir hakkım yok.”
sonucuna dosya incelenmeden ulaşılması doğru olmayabilir.
2002'den Önce Alınan Evin Kredisi 2002'den Sonra Ödendiyse Ne Olur?
Bu tür dosyalarda dönemlerin ayrıştırılması gerekebilir.
Taşınmaz 1 Ocak 2002'den önce edinilmiş olmasına rağmen kredi taksitlerinin bir kısmı 2002 sonrasında ödenmiş olabilir.
Bu durumda taşınmazın edinim tarihi yanında finansman biçimi, peşinat, kredi taksitlerinin hangi dönemlerde ödendiği ve ödemelerin kaynağı incelenmelidir.
Özellikle uzun süreli evliliklerde 2002 öncesi ve sonrası dönemlerin iç içe geçmesi, mal paylaşımı hesabını önemli ölçüde teknik hâle getirebilir.
Şirket Hisseleri Boşanmada Mal Paylaşımına Girer mi?
Şirket hisseleri de mal rejiminin tasfiyesi kapsamında değerlendirmeye konu olabilir.
Burada öncelikle hissenin ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği belirlenmelidir.
Evlilikten önce sahip olunan veya miras ya da bağış yoluyla edinilen şirket hisseleri kişisel mal niteliğinde olabilir. Buna karşılık evlilik sırasında karşılığı verilerek edinilen şirket hisseleri bakımından edinilmiş mal değerlendirmesi gündeme gelebilir.
Ayrıca şirket hissesinin kendisi kişisel mal olsa dahi, bu hisseden mal rejimi süresince elde edilen kâr payı ve diğer gelirlerin hukuki niteliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Şirket ortaklığı bulunan boşanmalarda şirketin mali kayıtları, hisse edinim tarihi, sermaye artışları ve yapılan ödemeler önem taşıyabilir.
Banka Hesapları, Altın ve Yatırımlar Mal Paylaşımına Girer mi?
Mal rejiminin tasfiyesi yalnızca ev ve araçlardan ibaret değildir.
Evlilik süresince edinilmiş;
banka mevduatları, yatırım hesapları, fonlar, hisse senetleri, döviz ve diğer finansal varlıklar da koşulları varsa mal rejiminin tasfiyesinde dikkate alınabilir.
Burada da temel mesele malvarlığının hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğidir.
Örneğin evlilik öncesinden gelen bir birikim ile evlilik süresince çalışma gelirlerinden oluşturulan yatırım portföyünün hukuki niteliği aynı olmayabilir.
Düğün Altınları ve Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımına Dahil midir?
Ziynet eşyaları ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden ayrılması gereken hukuki konulardır.
Düğünde takılan altınların ve diğer ziynet eşyalarının kime ait olduğu ile bunların iadesine ilişkin ziynet alacağı uyuşmazlıkları, edinilmiş mallara katılma rejiminin klasik tasfiye hesabından farklı hukuki esaslara göre değerlendirilir.
Bu nedenle “Düğün altınları boşanmada otomatik olarak yarı yarıya paylaşılır.” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.
Peki, düğünde takılan altınlar kime aittir? Ziynet eşyaları kadına mı aittir? Erkeğe takılan altınlar kimin sayılır? Takılar bozdurularak ev veya araba alındıysa geri istenebilir mi?
Ziynet eşyalarının kime ait olduğunun belirlenmesinde takının niteliği, kime takıldığı, taraflar arasındaki anlaşma ve somut olayın özellikleri önem taşıyabilir. Ziynet alacağının nasıl talep edileceği ve hangi delillerle ispatlanabileceği de ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu konuyu güncel Yargıtay uygulamasıyla birlikte ayrıntılı olarak ele aldığımız “Ziynet Eşyaları Kadına mı Aittir? Düğün Altınları Boşanmada Kimin Olur?” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Eş Boşanmadan Önce Malları Başkasına Devrederse Ne Olur?
Boşanma öncesinde eşlerden birinin malvarlığını azaltmak amacıyla taşınmazını, parasını veya başka bir malvarlığı değerini üçüncü kişilere devretmesi, mal paylaşımında en kritik konulardan biridir.
Malın dava açılmadan önce satılmış veya devredilmiş olması, her durumda diğer eşin hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi uyarınca bazı karşılıksız kazandırmalar ile diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler tasfiye hesabında edinilmiş mallara eklenecek değer olarak değerlendirilebilir.
Dolayısıyla eşin boşanmadan hemen önce evi bir yakınına devretmesi, banka hesaplarını boşaltması veya malvarlığını üçüncü kişilere aktarması hâlinde işlemin tarihi, niteliği, bedeli ve amacı önem taşıyabilir.
Bu tür durumlarda malvarlığının tespiti ve gerekli hukuki tedbirlerin zamanında değerlendirilmesi özellikle önemlidir.
Boşanma Davası Açılınca Mal Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Bu tarih mal paylaşımı hesabında son derece önemlidir.
Örneğin boşanma davası açıldıktan sonra elde edilen çalışma gelirleri ile dava açılmadan önce edinilmiş malvarlığı değerlerinin hukuki durumu aynı değildir.
Bununla birlikte mal rejiminin tasfiye edilebilmesi bakımından boşanmanın gerçekleşmesi ve kesinleşmesi önem taşır.
Mal Paylaşımı Davası Boşanma Davasıyla Birlikte Açılabilir mi?
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi davası birbirinden farklı davalardır.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava boşanma davası devam ederken açılabilir. Ancak mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiyesi, boşanmanın gerçekleşmesine bağlı olduğundan mal paylaşımı davasında boşanma davasının sonucu beklenir.
Boşanmanın sonuçlanması için ise mal paylaşımı davasının sonuçlanmasını beklemek gerekmez.
Nitekim uygulamada boşanma ile mal rejiminin tasfiyesi taleplerinin ayrılarak farklı dosyalarda yürütülmesi mümkündür.
Boşanmadan Önce Malvarlığı Nasıl Tespit Edilir?
Mal paylaşımı davasında yalnızca bilinen mallar değil, eşlerin malvarlığının doğru şekilde tespit edilmesi de önemlidir.
Somut uyuşmazlığa göre;
- tapu kayıtları,
- araç kayıtları,
- banka hesapları,
- şirket ve ticaret sicili kayıtları,
- kredi kayıtları,
- yatırım hesapları,
- para transferleri,
- satış ve devir işlemleri
inceleme konusu olabilir.
Özellikle eşlerden birinin aile ekonomisini yönettiği ve diğer eşin malvarlığının kapsamını tam olarak bilmediği evliliklerde “Ben onun üzerinde ne olduğunu bilmiyorum.” düşüncesi tek başına hak aramaya engel değildir.
Dava sürecinde gerekli kayıtların ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilmesi mümkün olabilir.
Mal Paylaşımında Malların Değeri Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?
Boşanmada mal paylaşımında en çok karıştırılan konulardan biri, taşınmazın veya diğer malvarlığının hangi tarihteki değerinin esas alınacağıdır.
Burada mal rejiminin sona erdiği tarih ile malın değerinin hesaplandığı tarih birbirinden farklıdır.
Mal Rejimi Hangi Tarihte Sona Erer?
Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Örneğin boşanma davası 1 Haziran 2023 tarihinde açılmışsa, mal rejiminin sona erme tarihi 1 Haziran 2023'tür.
Bu tarih özellikle hangi malların tasfiye hesabına dahil edileceğinin ve malın o tarihteki durumunun belirlenmesi bakımından önemlidir.
Ancak bu durum, 1 Haziran 2023 tarihinde 3.000.000 TL değerinde olan bir evin mal paylaşımı hesabında mutlaka 3.000.000 TL olarak dikkate alınacağı anlamına gelmez.
Taşınmazın Değeri Boşanma Davasının Açıldığı Tarihe Göre mi Hesaplanır?
Kural olarak hayır.
Türk Medeni Kanunu'nun 232. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değeri, yani piyasa/rayiç değeri esas alınır. TMK m.235'e göre ise mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında tasfiye tarihi, mal rejiminin tasfiyesi davasında karar tarihidir. Bu nedenle mahkeme, tasfiyeye konu malın karar tarihine en yakın tarihteki güncel piyasa (rayiç) değerini belirlemelidir.
Örneğin;
boşanma davası 2022 yılında açılmış,
o tarihte evin piyasa değeri 2.000.000 TL,
mal paylaşımı davası 2026 yılında karara bağlanacak,
evin karar tarihine yakın güncel piyasa değeri ise 7.000.000 TL
ise, katılma alacağı hesabında kural olarak 2022 yılındaki 2.000.000 TL'lik eski değer değil, karar tarihine en yakın güncel sürüm değeri dikkate alınır.
Dolayısıyla boşanma ve mal paylaşımı davalarının uzun sürmesi nedeniyle taşınmazın değerinin artması hâlinde, hesaplamanın yıllar önceki düşük piyasa değeri üzerinden yapılacağı düşünülmemelidir.
Malın Hangi Hâli Esas Alınır?
Burada önemli bir ayrıntı daha vardır:
Malın niteliği ve durumu bakımından mal rejiminin sona erdiği tarih; parasal değeri bakımından ise kural olarak tasfiye, yani karar tarihine en yakın tarih esas alınır.
Örneğin boşanma davasının açıldığı tarihte mevcut olan bir taşınmazın o tarihteki fiziksel ve hukuki durumu belirlenir; ancak bu durumdaki taşınmazın güncel piyasa değeri karar tarihine yakın bir tarihte bilirkişi tarafından hesaplanır.
Bu ayrım özellikle taşınmazın boşanma davasından sonra yenilenmesi, üzerine yapı yapılması veya başka şekilde niteliğinin değiştirilmesi gibi durumlarda önem kazanabilir.
Bilirkişi Raporu Eski Tarihli İse Ne Olur?
Mal paylaşımı davalarının uzun sürmesi nedeniyle bilirkişi raporunun hazırlandığı tarih ile mahkemenin karar tarihi arasında uzun bir süre geçebilir.
Yargıtay, bu durumda eski değer üzerinden hüküm kurulmasını doğru bulmamaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karar tarihinden yaklaşık dört yıl önce belirlenen taşınmaz değeri üzerinden katılma alacağı hesaplanmasını hatalı bularak kararın bozulmasına karar vermiştir.
Bu nedenle özellikle taşınmaz fiyatlarının önemli ölçüde değiştiği uzun süren davalarda, karar tarihine yakın güncel rayiç değer üzerinden yeniden bilirkişi değerlendirmesi yapılması gerekebilir.
Eş Malı Boşanmadan Önce Devretmişse Aynı Kural mı Uygulanır?
Burada ayrıca değerlendirilmesi gereken bir istisna bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi kapsamında edinilmiş mallara eklenecek değer niteliğindeki malvarlığı devirlerinde TMK m.235/2 özel bir değerleme düzenlemesi öngörmektedir.
Bu nedenle eşin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla bir malı devretmesi gibi durumlarda, devir tarihi, malın devir tarihindeki durumu ve uygulanacak değerleme yöntemi ayrıca incelenmelidir.
Bu tür işlemlerde klasik şekilde “boşanma davası açıldığı tarihteki değer” denilerek hesaplama yapılması doğru olmayabilir.
Mal Paylaşımı Davasında Kusur Önemli midir?
Boşanmadaki kusur ile mal rejiminin tasfiyesi aynı hukuki sistem değildir.
Bu nedenle “Beni aldattı, malların tamamını ben alırım.” veya “Boşanmada kusurluyum, mal paylaşımından hiçbir hak alamam.” şeklindeki düşünceler kural olarak doğru değildir.
Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinde bunun önemli bir istisnası bulunmaktadır. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Bu özel düzenleme dışında, boşanma davasındaki kusur değerlendirmesi ile mal rejimi tasfiyesini doğrudan aynılaştırmamak gerekir.
Mal Paylaşımında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Mal paylaşımında en ciddi hak kayıpları çoğu zaman yanlış hukuki kabullerden kaynaklanmaktadır.
Özellikle;
- “Tapu onun adına, benim hakkım yok.”
- "Evlilikte alındıysa kesin yarısı benim.”
- “Çalışmadığım için mallarda hakkım bulunmuyor.”
- “Miras kalan malın kira gelirinde de hiçbir hakkım olmaz.”
- "Eşim malı sattıysa artık yapabileceğim bir şey yok.”
- “2002'den önce evlendik, hiçbir malı paylaşamayız.”
- “Boşanmadaki kusurlu eş hiçbir mal alamaz.”
şeklindeki genellemeler hatalı sonuçlara yol açabilir.
Mal rejiminin tasfiyesinde çoğu zaman edinim tarihi, finansman kaynağı ve para hareketlerinin izi belirleyici hâle gelir.
## Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Mal rejimi davaları aile hukukunun hesaplama ve delil bakımından en teknik uyuşmazlıkları arasında yer alabilir.
Özellikle;
birden fazla taşınmazın bulunduğu, krediyle edinilmiş malların olduğu, 2002 öncesi ve sonrası dönemlerin birlikte değerlendirilmesi gereken, şirket hisselerinin bulunduğu, aileden para transferlerinin yapıldığı veya boşanma öncesinde mal devri şüphesinin bulunduğu dosyalarda yanlış hukuki nitelendirme önemli hak kayıplarına neden olabilir.
Üstelik kişinin hakkı her zaman tapu kaydına bakılarak görülemez.
Eşiniz adına kayıtlı bir taşınmazda katılma alacağınız, kişisel mala yaptığınız katkı nedeniyle değer artış payı alacağınız veya 2002 öncesinde edinilmiş bir mala katkınız nedeniyle katkı payı alacağınız bulunabilir.
Bu nedenle boşanma sürecinde malvarlığına ilişkin herhangi bir anlaşma, feragat veya protokol imzalanmadan önce hakların kapsamının değerlendirilmesi önemlidir.
Boşanmada Mal Paylaşımı Hakkında Hukuki Destek
“Ev eşimin üzerine, hakkım var mı?”, “Eşim malları başkasına devretti, ne yapabilirim?”, “2002'den önce alınan evde hakkım var mı?”, “Aileden gelen parayla alınan ev paylaşılır mı?”, “Şirket hisselerinde hakkım bulunuyor mu?” veya “Boşanmada ne kadar mal paylaşımı alacağım olabilir?” sorularının cevabı her dosyada farklı olabilir.
Merve Katırcı Hukuk ve Danışmanlık olarak boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında; malvarlığının tespiti, edinilmiş ve kişisel malların ayrıştırılması, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı taleplerinin değerlendirilmesi ile mal kaçırmaya yönelik işlemlerin incelenmesi konularında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunuyoruz.
Malvarlığınızın hangi bölümünün tasfiyeye dahil olabileceğini ve boşanma nedeniyle hangi mali hakları talep edebileceğinizi öğrenmek için WhatsApp iletişim hattımızdan bize ulaşabilir veya telefonla iletişime geçebilirsiniz.
Bu yayın genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde uygulanacak hükümler; evlilik tarihi, seçilen mal rejimi, malların edinim tarihleri, finansman kaynakları ve somut olayın diğer özelliklerine göre değişebilir. Buradaki açıklamalar hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.